3 Ocak 2014 Cuma

Yeni yıl yeni yıl yeni yıl yeni yıl heeerkese kutlu olsun (evet, şarkı olarak söylenen başlık)

2013'ün son haftası, yine her yer ışıklarla, ağaçlarla, süslerle doldu.

Binlerce vitrin kırmızı donları çıkardı meydana, (hakikaten, neden ki diye merak ettim baktım; İtalyanlardan gelme bir adetmiş, iyi şans getirsin diye filan. İyi de o neden ki, neden don, neden kırmızı, neden şans dedim Google'a; dediklerine göre ortaçağ İtalya'sına dayanıyormuş: Yılbaşı gecesi sokakları arşınlayıp "eğlenmeye" çıkacak cadılara karşı "aile mücevherlerini" korumak için erkekler kırmızı örtü ile örterlermişmiş alt takımları. Kırmızı kan rengi diye herhalde, bir şekilde büyü-savar görevi mi görüyor ne...)

Binlerce kişi birbirine "seneye görüşürüz" dedi. Binlerce başkası da bununla dalga geçmek için sonuna "deeermişim" tadında sözcükler ekledi, dilini çıkardı, güldü.

Tonlarca kartondan gözlük, fırfırlı zımbırtılardan takılı parlak karton şapkalar (sahiden, o ağaçları da süslemekte kullanılan fırfırlı parlak şeylerin adı nedir ki acaba), üfleyince fırlayan düdüklerden (onun da adını bilemedim şimdi) alındı. Binlerce noel baba kıyafeti, onlarca ton kar spreyi, sayısız hediye paketleri...

Tabi büyük ikramiye, "size de çıkabilir, çıkmaz demeyin" yılbaşı biletleri, biletin cebine girdiğinden itibaren istisnasız herkeste öyle ya da böyle başlayan "hakikaten de çıkarsa ne biçim olur ya" hissi, akabinde çıkmayınca "biliyordum çıkmayacağını tabi" derken yine de ister isetemez bir hayal kırıklığı...

Kilolarca tonlarca hindiler, mezeler, yemekler, içecekler...

Sonra gece yarısı, 10, 9, 8, 7, 6, 5, 4, 3, 2, 1...


Havai fişekler, çığlıklar, şarkılar, danslar, mutluluklar; aynı anda dünyanın bir başka yerinde soğuklar, açlıklar, hüzünler, ölenler, kalanlar, savaşlar, işkenceler, hastalıklar... Bu arada atılan havai fişeklerden ölen, nesli tükenen milyonlarca kuş (http://www.rockcitytimes.com/18-million-blackbirds-dead-years-eve-beebe-species-extinct/) korkan çocuklar, kalabalıkta birbirini kaybedenler, ceplerinden cüzdanları gidenler, cepten götürdüğü cüzdanla yılbaşı hasılatını hesap edenler...

Hele de bu sene o kadar alıştık ki Türkiye'de kalabalığı bulduğu yerde gazları TOMAları salan polislere, bir anda televizyonda meydanda kutlama yapan güruhu görünce "eyvah, şimdi gelecek müdahale" diye düşünmedim değil...

Sonuçta öyle ya da böyle, orada ya da burada, şu ya da bu şekilde geçti bir gün daha, takvimlerde sayfalar çevrildi, ajandalar temizlendi, yeni yılda yeni sözler verildi, yeni başlangıçlar için milat ilan edildi ve %85'i (tamamen kıçımdan uydurduğum bir istatistik, ama herhalde doğrudur) 2 Ocak itibariyle feshedilecek bir sürü yeni kararlar alındı. "New Years Resolutions" diyorlar ya gavuristanda hani...

Ben de bir niyet ettim yılın ilk günüyle bu sene için (hedefleri küçük koyuyorum ki ulaşması kolay olsun): Daha çok yazı yazacağım bu sene, daha çok fotoğraf çekeceğim, bir de bu sene artık kızımın 2 yıllık fotoğraflarını toparlayıp albüm yapacağım...

Budur. Gerisi adım adım, zamanı geldikçe...