Gıdaların son
kullanma tarihlerine, paketinin açılmamış olmasına, hatta ve hatta alışverişi
yaparken kullandığım tekerlekli (ve her seferinde bir tekerleği bozuk olanı
bana denk gelen) arabanın temizliğine bile dikkat ediyorum ben de; ama öte
yandan eve döndüğümde torbaların içinden başka torbaların çıkması, alt tarafı
mantar çorbası yapacağım diye bir çöp dolusu strafor, poşet, streç film, kağıt
vb. materyalden oluşan bir atık dağı oluşturmak içimi acıtıyor.
Bu hissiyat
içerisinde, eve dönüp biraz plastik ve geri dönüşüm ile ilgili bakındım yine.
İnsanın inanası gelmeyen, çok acayip şeyler var. Örneğin yalnızca A.B.D.’de,
bir saat içerisinde 2,5 milyon tane plastik şişe çöpe atılıyormuş. Yaratacağı
çöplüğün boyutlarını düşündüğünüzde insan su içtiği şişeyi geri dönüşüme
göndermek istemiyor mu? Dünyada tüm plastik şişelerin yalnızca %27si geri
dönüştürülüyorken geri kalanı toprağımızı ya da denizleri kirletiyor. Şimdiden
test edilen balıkların %10u gibi ürkütücü bir bölümünde vücut yapıtaşlarında
plastik tabanlı kalıntılar bulunmaya başlamış bile. Okyanusta ya da karada
şişelerin kendisinin katlettiği hayvanları saymıyorum bile.
Araştırmalara
göre tek bir plastik şişenin yeni üretilmesi gerine geri dönüşümde
değerlendirilmesi ile 60 Wattlık bir ampulün 6 saatte harcadığı kadar enerji
tasarruf edilebiliyor. Yalnızca A.B.D.’de saat başına atılan şişe sayısı ile
bunu çarptığınızda boşa ne kadar çok enerji harcadığımızı görmek sizi de
korkutmuyor mu?
Petrokimya
ürünleri yalnızca bire bir şişeydi kutuydu gibi şeylerin dışında insanın
düşünmeyeceği bir sürü yerde karşısına çıkıyor. Her gün toprak yüzüne çıkarılan
80 milyon varil petrolün %84’ü rafine edilip benzine dönüştürülürken (ki bu
konuda bile alternatif kaynaklar açısından sonsuz olanak var, ama araştırmak
yatırım yapmak kimsenin işine gelmiyor tabi) kalan kısmı hayatımızın her
aşamasında karşımıza çıkan binlerce objenin bir parçası oluyor. Örneğin tırnak
cilasını sildiğimiz asetondan, esnek kumaşların esnemesini sağlayan
polimerlere; bebek aspirini (daha önceleri kullanılan salicin’e alternatif
olarak sentetik olarak üretilen phenol maddesinde), teflon tava, donmuş gıda
paketlerinden sakıza kadar her yerde petrol var. Hatta sakız özellikle tehlikeli,
bazı tiplerindeki sentetik maddeler o kadar kuvvetli ki katiyen doğada yok
olmuyor, bu yüzden örneğin Singapur’da sakız tamamen yasak.
Geri dönüşüm
artık firmaların göstermelik bir prestij kaynağı olmaktan çıkıp uygulanan bir
politikaya dönüşmeli. Evde biriktirdiğim plastik, kağıt ve metal atıkları
değerlendirmek için arabaya atlayıp (yine benzin yakarak) kilometrelerce yol
gitmem ve içi patates kabuğundan yumurtaya kadar her şeyle dolu, tamamen
işlevsiz bir geri dönüşüm kumbarasıyla karşılaşmam gerekmesin! Bu duyarlılık
erken yaştan, eğitimle verilsin ve yayılsın... Tabi tüm bunların öncesinde, daha dün akşam
gördüğüm, arabasında dondurma yerken kağıdını alıp pencereden dışarı hiç
düşünmeden atan insan dışı (hayvan demek istemiyorum, zira hiçbir hayvan böyle
bir şeyi yapmaz) yaratıkların çok daha temel bir eğitim alması gerekiyor.
Oooff, of... Bir
şeylerin artık doğru gitmeye başlaması için o kadar çok şey var ki düzelmesi
gereken!