Bu aralar bu çeviri meselelerine takmışken...
Bazı kavramlar ve cümleler var ki hiçbir şekilde bir dilden bir dile çevirmek mümkün değil. Deyimler de buna örnek olabilir ama daha çok günlük hayatta kullanılan bazı sözleri kastediyorum. Örneğin yurt dışında bir yere gidip sokakta çalışan bir belediye işçisiyle gözgöze gelip 'kolay gelsin' diyememenin eksikliğini birçok kez hissetmişimdir. Ya da 'geçmiş olsun'... Örneğin İngilizce'de hiçbir şekilde geçmiş olsun diyemiyor insan, 'çabuk iyileş' filan diyebiliyorsun, o da aynı şey değil...
Bu tip şeylerin sözü geçtiğinde genellikle hep aynı tespiti öne sürüyorum; Türkçe'de bize 'bir şeyler oluyor' ya da dışarıdan görünmez bir el bize müdahale ediyor, bize zor bir şeyi kolay yapıyor, ya da hastalıklarımızı 'geçiriyor'. Halbuki örneğin İngilizce'de çok daha bireysel bir yaklaşım var; bir şeyi ancak 'kolaylayabiliyorsun' ya da hastalıktan çabuk 'iyileşebiliyorsun'.
Kore'li bir arkadaşımla birlikte Japonca çalışalım diye karar vermiştik bir defasında (tabi yaklaşık 10 dakika süren bir deneyim oldu, primat iştahlılar olarak); aramızda İngilizce konuşuyorduk ama çalıştığımız şeyleri ikimiz de kendi dilimize çevirip not alıyorduk, çok daha kolay çevrildiğini farkettik. Oradan yola çıkarak Kore dili ve Türk dili arasında kültürlerle de bağlantılı olarak ne kadar çok ortak şey bulunabildiğini konuştuk (ders de aynen böyle kaynadı tabi ki)
Bu tip şeyleri yüce kaynak zargan.com'a soruyorum bazen keyfine. Kolay gelsin için 'more power to your elbow' demiş, 'dirseğine kuvvet' gibi... Güzel tabi ama aynı his olmuyor...Kuzenim benzer bir şekilde A.B.D.'de okuduğu dönemde 'Çay koycan??' ile bozmuştu kafayı. Yahu İngilizce'de 'Çay koycan??' olmuyor işte 'Çay koy' oluyor diyordu. Kendine has sevimliliği kayboluyor böyle şeylerin.
İşte o yüzden, yabancı bir arkadaşla bir yere yemeğe gidildiğinde, garson 'çaylar müesseseden' dediğinde çeviremiyor insan. Yani çeviriyor da, aynı olmuyor işte...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder