Cam kırılması ne kadar acaip bir şey...
Tek bir büyük parça cam, bir anlık dikkatsizlik ya da sakarlık sonucu yere düşüyor ve binlerce, milyonlarca küçücük parçaya ayrılıyor. Yere düşmeden önceki kısacık an insan için sanki yavaş çekimde ilerliyor: "Eyvah, şimdi kırılacak - Tutabilir miyim acaba? - Hayır mümkün değil - Kırıldı kırılacak - Hah işte çarptı - Keşke terlik giyseydim..."
Bazı parçalar elle tutulur gibi kalıyor, bazıları ise görünmeyecek kadar ufak... Küçük olmasına küçük ama yanlışlıkla bir tanesi kalsa inanın eline ayağına bir taradına saplanıp kanatıyor, kazara yiyecek bir şeye sıçramış olsa da yutsan iç çeperleri kesip geçebiliyor... Toplamaya çalışıyorsun, elle büyük parçalar, sonra elektrik süpürgesi, ıslak bez, kuru bez, gözle tetkik, paranoya... Ama taaa odanın öbür tarafından bile cam parçaları çıkıyor...
Kendimi bildim bileli sakar bir insanım. Hatta sakarlığımın bulaşıcı olacak kadar yoğun olduğunu bile söyleyenler olmuştu. Ben dalgınlığa, ya da aynı anda çok şeyi düşünüyor olmaya veriyorum kendimce, ama aslen sporda başarısız olmamın da ana sebebi olan koordinasyonsuzluktan kaynaklanıyor herhalde. Sakarlıktan dolayı hala eve set halinde tabak-bardak almıyorum, çünkü biri kırıldı mı bozuluveriyor takım, sonra aylarca ara dur aynı takımdan tamamlayayım diye, olur da bulursan bu kez yine bütün takım almak gerekiyor, bu kez de tonlarca tabak-bardak...
Sadece evde olsa iyi, daha evlenmeden önce, kayınvalidenin evine ilk kez akşam yemeğine gitmişim, kristal buz kovasını jest yapayım diye kaldırdığımla yerle bir olmasın mı...
Bu daha tek bir örnek, dahasını siz sorun ben anlatayım...
Eskiden üzülüyordum kırılan dökülene, şimdiyse kısa bir of çekip alıyorum süpürgeyi, başlıyorum toplamaya, ve uuuupuzun bir plaj geliyor gözümün önüne, cam aslında özüne dönüp kum olmak istiyor yalnızca; tatil yapmak istiyor bardak artık diyorum, kum olup denizlere karışacak...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder