blue monkey etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
blue monkey etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ağustos 2012 Pazar

İkinci Olduk...

Uzun süredir bir şey yazmadım, yarışmayla ilgili PR ile meşguldük ve sonunda sonuçlandı, ve ikinci olduk… Bu süreç, yalnızca ikincilik ödülünü kapmak değil, aynı zamanda adımızı duyurmak açısından da çok faydalı oldu. Bir kısmı önceden tahmin edip teyit etmek suretiyle, bir kısmıysa beni baya şaşırtan birçok şey öğrendik bu süre içerisinde. Bazılarını şöyle sıralayabilirim:

1. SOSYAL MEDYA ÇOK ACAİP BİR ŞEY!
Bundan yıllar öncesinde yaptığın bir şeyi insanlara ulaştırmak için ya çok şanslı olman, ya da acaip bağlantıların olması gerekiyordu. Şimdi ise bir tıkla dünyaya ulaşabiliyorsun. Bu inanılmaz bir şey… Bunu bilmiyor muyduk, biliyorduk tabi, ama bu seviyede başına gelince tekrar hayretler içerisinde bakıveriyorsun. Videoyu yüklediğimizden bir ay içerisinde izleyici sayısı 13000'i aştı, o kadar insanı yanyana hayal ettiğinde inanılmaz bir kalabalık yapıyor! O kadar izleyiciyle tek tek konuşmuşsun gibi bir şey, hem de (elbette bu durumda çoğunluğu Türkiye'den, ama yine de) bütün dünyadan bir sürü kişi!

O kadar alıştık ki bu ulaşım ağlarının hayatımızın her evresinde bizimle olmasına, bazen potansiyelini oturup bilinçli olarak düşünmüyoruz bile. Resmen kendine ait bir hayatı oluyor bilginin de artık, bir yerden çıkıyor, bambaşka yerlere, bambaşka insanlara, bambaşka şekillerde ulaşıyor…
   
Tabi her şey artık bu kadar kolay erişilebilir ve bu kadar kolay paylaşılabilir olduğu için bir yandan da dijital çöpler de bir o kadar artıyor, ama lisede bir hocamızın söylediği gibi 'Her çöplükte mutlaka cevherler bulunuyor...'

2. SAMİMİYET HER ZAMAN PRİM YAPAR!
Büyük prodüksiyonlar, iddialı yapımlar filan genellikle hep beklenti yaratır ve büyük risktir… Kumar gibidir, tutarsa büyük tutar, tutmazsa bir o kadar büyük batar. Bazı şeylerin piyasaya büyük girmesi kaçınılmaz elbette, ancak diğer taraftan, bu işlerin yine yukarıda bahsettğim gibi artık 'sokaktaki insan'ın ulaşabileceği bir hale gelmiş olması (yalnızca paylaşım değil aynı zamanda ekipman ve kayıt olanakları, videolar, şunlar bunların ucuzlaması) ile, daha mütevazı imkanlarla yaratılıp ortaya koyulan iyi bir fikir, büyük paralar harcanarak çıkan kötü bir fikirden çok daha fazla prim yapabiliyor. Şu son dönemde internetteki bir videosundan patlayan kişi sayısına bakılırsa çok da yanılmadığımı göreceksiniz. Tabi her patlayanın ardından çıkan yüzlerce taklidi, ya da belki ben de patlarım hevesiyle ortaya çıkan özensiz işler de bini bir para, ama normalde başka hiçbir yerden bulamayacağımız inanılmaz yetenek ve güzelliklere bu yolla çok rahat ulaşabiliyoruz…

Bunun yanısıra, insanlar iletişim kurup kendilerini yerine koyabilecekleri hikayeleri seviyorlar; ufak bir yerden çıkan ufak bir hikaye, çoğu zaman bir peri masalına göre çok daha gerçekçi ve dolayısıyla daha kolay kabul gören bir şey olarak ortaya çıkabiliyor. Yani samimi ve kişisel 'underground' artık uzak ve kitlesel 'mainstream' tavıra karşı çok büyük avantajlar elde edebiliyor…

3. MÜZİSYENLER İÇİN MÜZİK!
Herkesin dinleyebileceği kadar basit ama müzisyenlerin de keyif alabileceği kadar detaylara dikkat eden bir müzik anlayışı güzel tepkileri topluyor… Kendime örnek aldığım çoğu müzisyende de dikkat ettiğimde bunu görüyorum. Özellikle zor ve anlaşılmaz olmak için uğraşmak yerine basit ezgi ve düşünceler üzerine gidip öte yandan acaip bir detay işçiliği ve ciddiyet ile; ancak dikkatli dinleyicinin farkedebileceği, varlığı farkedilmeyip de yokluğu hissedilebilecek nüanslar katarak müzik yapan kişileri beğeniyorum. Burada da benzer bir anlayış gütmeye çalışınca insan meyvesini başka müzisyenlerden gelen olumlu yorumlarla alıyor ve çok mutlu oluyor tabi.

4. KENDİNİ DEĞİL İŞİNİ CİDDİYE ALMAK
Bunu A.B.D.'de master yaparken tanıştığım Türk-Alman bir arkadaşım söylemişti; aslında fotoğrafçılar için söylemişti ama müzisyenler için de en az aynı oranda geçerli bir şey: Bir insanın kendini değil işini ciddiye alması, yani egosunu şişirmek yerine enerjisini yaptığı işe vermesi iyi bir sonuç için mutlaka gerekli bir şey. Bir sürü boş işin peşinde böbürlenip kendini pahalıya satan ne kadar çok insan var… Malesef birçok zaman da ilk görünüşte bu kişiler çok daha fazla şey başarmış gibi göze çarpıyor, ancak dikkatli bakıldığında mutlaka bir yerden bir patlak veriyor. Profesyonel bir tavırla bilinçli olarak yürütülen amatör bir ruh bence her zaman uzun vadede daha iyi sonuçlar verir...

5. LOKAL GRUPLARIN DESTEKLENMESİ / DİNLEYİCİNİN FARKLILAŞMASI
Herhalde İstanbul'da durumlar farklıdır ancak Türkiye'de diğer her tarafta bara gidip aynı şarkıları dinlemekten çok sıkıldım. Yurt dışında lokal gruplar mekanlarda genellikle hep kendi şarkılarını çalıyorlar, zamanla izleyici kitleleri oluşuyor ve çok daha yaratıcı ve orijinal işler bu şekilde 'underground' olarak piyasaya çıkma fırsatı buluyor. Bizde malesef yıllardır 'Psycho Killer' ile yatıp kalktığımız (ona bile şükreder olduk ya…), formül bir müzik anlayışı hakim; müzik kadar ses düzeni de 'ne kadar açarsak o kadar iyi, varsın kulaklarında patlasın' mantığıyla her bardan çıktığımızda iki gün kulaklar çınlıyor… Orijinalliğe ve kendi müziğine önem verilmeyince, müzisyenler de yaratıcı işler çıkarmak yerine yıllarca aynı parçalar üzerine tabiri caizse 'kebaba yatıyorlar' ve dinleyici ile müzisyen arasında garip bir kısır döngü başlıyor. Bunun kırılabildiği, daha güzel işlerin çıkabileceği, farklı mekanlar olması bu döngüyü kırmanın tek yolu gibi…

-----

Her neyse bu kadar gevezelik sonucunda gazı alıp kayıtlara hız verdik, inşallah sonbaharda albümü çıkaracağız… Ondan sonra bir daha ahkam keserim artık şudur budur diye :)))

29 Temmuz 2012 Pazar

Rode Rocks

Bir süredir yokum çünkü Rode Rocks yarışmasında ilk 10'a kaldık, dolayısıyla çılgınca halkla ilişkiler modunda takılıyorduk... Şaka maka bir sürü haber, günlerce inatla facebook/twitter şudur budur derken geldik ilk 3'e yerleştik. Kaldı 1,5 gün, ne olacağını göreceğiz tabi, sonra da tekrar normal hayat seyrimizde döneceğiz ve ne zamandır yazmaya niyetlenip kafamı toparlayamadığım birkaç şeyi buraya yazabileceğim... Hadi bakalım :)

23 Haziran 2012 Cumartesi

60 Seconds

Rode mikrofonlarının yaptığı uluslararası bir yarışma için bir şarkımıza video çektik. Konu olarak 2 dakikayı geçen kendi şarkınıza Rode mikrofonları kullanarak ve kendiniz de içinde olacak şekilde bir video çekin diye verilmişti, biz de böyle yorumladık konuyu, eğlendik...

Youtube'da linki var, izlemek isteyene... Blogumu okuyan kişi sayısı şimdilik iki buçuk filan tabi ama bulunsun burada da :) Grubun adı da Mavi Maymun, ya da Blue Monkey; facebook sayfası da: www.facebook.com/MaviMaymun. Reklamın iyisi kötüsü olmaz. Olur mu? Olmaz olmaz...