plastik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
plastik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Haziran 2012 Pazartesi

Geri dönüştürün, dünyayı değiştirin... (Sloganı da ben buldum, hadi bakalım...)



Geçen gün süpermarket alışverişimi yaparken şöyle bir etrafıma bakındım ve ne kadar çok paketle ve plastik malzemeyle çevrili olduğumuza tekrar şaşırdım. İki tane salatalık hoppp bir pakete... O paket bir torbaya, o torba başka bir torbaya... Elimde (yine plastikten) telefon, yandaki şu resmi çektim, bu yazıyı yazmak için. Eskiden pazara elinde çanta ile gidip bir kilo patlıcan iki kilo domates alınan, sütü sütçünün eve getirdiği, hijyenik gıda takıntılarının yerinde tazelik ve tat öncelikli olan bir döneme, yani aslında benim pek de yaşamadığım ya da hatırlamadığım bir döneme dair garip bir nostalji oluştu içimde.

Gıdaların son kullanma tarihlerine, paketinin açılmamış olmasına, hatta ve hatta alışverişi yaparken kullandığım tekerlekli (ve her seferinde bir tekerleği bozuk olanı bana denk gelen) arabanın temizliğine bile dikkat ediyorum ben de; ama öte yandan eve döndüğümde torbaların içinden başka torbaların çıkması, alt tarafı mantar çorbası yapacağım diye bir çöp dolusu strafor, poşet, streç film, kağıt vb. materyalden oluşan bir atık dağı oluşturmak içimi acıtıyor.

Bu hissiyat içerisinde, eve dönüp biraz plastik ve geri dönüşüm ile ilgili bakındım yine. İnsanın inanası gelmeyen, çok acayip şeyler var. Örneğin yalnızca A.B.D.’de, bir saat içerisinde 2,5 milyon tane plastik şişe çöpe atılıyormuş. Yaratacağı çöplüğün boyutlarını düşündüğünüzde insan su içtiği şişeyi geri dönüşüme göndermek istemiyor mu? Dünyada tüm plastik şişelerin yalnızca %27si geri dönüştürülüyorken geri kalanı toprağımızı ya da denizleri kirletiyor. Şimdiden test edilen balıkların %10u gibi ürkütücü bir bölümünde vücut yapıtaşlarında plastik tabanlı kalıntılar bulunmaya başlamış bile. Okyanusta ya da karada şişelerin kendisinin katlettiği hayvanları saymıyorum bile.

Araştırmalara göre tek bir plastik şişenin yeni üretilmesi gerine geri dönüşümde değerlendirilmesi ile 60 Wattlık bir ampulün 6 saatte harcadığı kadar enerji tasarruf edilebiliyor. Yalnızca A.B.D.’de saat başına atılan şişe sayısı ile bunu çarptığınızda boşa ne kadar çok enerji harcadığımızı görmek sizi de korkutmuyor mu?

Petrokimya ürünleri yalnızca bire bir şişeydi kutuydu gibi şeylerin dışında insanın düşünmeyeceği bir sürü yerde karşısına çıkıyor. Her gün toprak yüzüne çıkarılan 80 milyon varil petrolün %84’ü rafine edilip benzine dönüştürülürken (ki bu konuda bile alternatif kaynaklar açısından sonsuz olanak var, ama araştırmak yatırım yapmak kimsenin işine gelmiyor tabi) kalan kısmı hayatımızın her aşamasında karşımıza çıkan binlerce objenin bir parçası oluyor. Örneğin tırnak cilasını sildiğimiz asetondan, esnek kumaşların esnemesini sağlayan polimerlere; bebek aspirini (daha önceleri kullanılan salicin’e alternatif olarak sentetik olarak üretilen phenol maddesinde), teflon tava, donmuş gıda paketlerinden sakıza kadar her yerde petrol var. Hatta sakız özellikle tehlikeli, bazı tiplerindeki sentetik maddeler o kadar kuvvetli ki katiyen doğada yok olmuyor, bu yüzden örneğin Singapur’da sakız tamamen yasak.

Geri dönüşüm artık firmaların göstermelik bir prestij kaynağı olmaktan çıkıp uygulanan bir politikaya dönüşmeli. Evde biriktirdiğim plastik, kağıt ve metal atıkları değerlendirmek için arabaya atlayıp (yine benzin yakarak) kilometrelerce yol gitmem ve içi patates kabuğundan yumurtaya kadar her şeyle dolu, tamamen işlevsiz bir geri dönüşüm kumbarasıyla karşılaşmam gerekmesin! Bu duyarlılık erken yaştan, eğitimle verilsin ve yayılsın... Tabi  tüm bunların öncesinde, daha dün akşam gördüğüm, arabasında dondurma yerken kağıdını alıp pencereden dışarı hiç düşünmeden atan insan dışı (hayvan demek istemiyorum, zira hiçbir hayvan böyle bir şeyi yapmaz) yaratıkların çok daha temel bir eğitim alması gerekiyor.

Oooff, of... Bir şeylerin artık doğru gitmeye başlaması için o kadar çok şey var ki düzelmesi gereken!