Bu aralar televizyonda Ghost Whisperer bölümlerini tekrar vermeye başladılar. Hiçbir zaman sürekli takip edecek kadar kayda değer bulmuyor olmakla birlikte daha iyi yapacak hiçbir şeyim olmadığında ve seyredecek daha güzel de bir alternatif olmadığı durumlarda öyle takılıp izliyorum bazen. Tabi bir de 'daha ne kadar uzatıp tek bir fikirden neler çıkarabilirler acaba' gibi bir merak söz konusu.
Ancak bir konudan çok rahatsızım: Bu hayalet kardeşler (ya da amcalar / teyzeler, neyse artık) iyi güzel hop diye belirip hop diye kayboluyorlar, böyle evde filan kadının karşısına olur olmaz çıkıveriyorlar ya; kadıncağız tuvaletteyken filan hiç mi rahatsız olmuyor? Şimdi bu hayaletlerin beyefendi / hanımefendi olanı da var löngürt diye gelip giden, sinirinden camları patlatanı da var, işyerinde sokakta filan öyle çıkıveriyorlarsa tuvaletteyken hiç mi çıkmıyorlar karşısına? Ya da mesela kocasıyla sevişecek diyelim, 'ablacım şu örtüyü çek de iyi görelim' filan diyen bir tanesi çıkmıyor mu?
'Hayalet' dediğin şeyin, adı üstünde Hayal Et'tiğin bir şey olduğu varsayımı üzerinden gidiyoruz tabi normal koşullarda, ama insan dönem dönem 'ya varsa yahu' diye aklından şöyle bir geçiriyor mutlaka ya, benim mesela hep duşta filan gelir aklıma, varsa ve şimdi ortalıktaysa boku yedik diye, sonra da amaaan yemişiz zaten salla artık diye geçerim.
Bunu yazarken ilkokul döneminde mahalledeki çocuklarla bizim evde bir odaya kapanıp 'ruh çağırdığımız' zaman geldi aklıma. 10 kişi, kepenkleri ve ışıkları kapatıp karanlıkta 'ey ruuuh geldiysen kapıyı üç kez tıklaaat' derken babamın geçerken duyup kapıya vurmasıyla hepimizin üstüste yığılıp çığlıklar içinde odadan kaçmaya çalışmamız gözümün önüne geliyor.
Ya gerçekten 'hayalet' gelse ne yapacaktık acaba...
Ancak bir konudan çok rahatsızım: Bu hayalet kardeşler (ya da amcalar / teyzeler, neyse artık) iyi güzel hop diye belirip hop diye kayboluyorlar, böyle evde filan kadının karşısına olur olmaz çıkıveriyorlar ya; kadıncağız tuvaletteyken filan hiç mi rahatsız olmuyor? Şimdi bu hayaletlerin beyefendi / hanımefendi olanı da var löngürt diye gelip giden, sinirinden camları patlatanı da var, işyerinde sokakta filan öyle çıkıveriyorlarsa tuvaletteyken hiç mi çıkmıyorlar karşısına? Ya da mesela kocasıyla sevişecek diyelim, 'ablacım şu örtüyü çek de iyi görelim' filan diyen bir tanesi çıkmıyor mu?
'Hayalet' dediğin şeyin, adı üstünde Hayal Et'tiğin bir şey olduğu varsayımı üzerinden gidiyoruz tabi normal koşullarda, ama insan dönem dönem 'ya varsa yahu' diye aklından şöyle bir geçiriyor mutlaka ya, benim mesela hep duşta filan gelir aklıma, varsa ve şimdi ortalıktaysa boku yedik diye, sonra da amaaan yemişiz zaten salla artık diye geçerim.
Bunu yazarken ilkokul döneminde mahalledeki çocuklarla bizim evde bir odaya kapanıp 'ruh çağırdığımız' zaman geldi aklıma. 10 kişi, kepenkleri ve ışıkları kapatıp karanlıkta 'ey ruuuh geldiysen kapıyı üç kez tıklaaat' derken babamın geçerken duyup kapıya vurmasıyla hepimizin üstüste yığılıp çığlıklar içinde odadan kaçmaya çalışmamız gözümün önüne geliyor.
Ya gerçekten 'hayalet' gelse ne yapacaktık acaba...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder